Serhat Kaya: “Ben başka hayatlara bakarken kendi insanımı arıyorum.”
Serhat Kaya: “Ben başka hayatlara bakarken kendi insanımı arıyorum.”

21 Agustos 2026 - 14:14:41

Çıktı Al

Yorum (0)

Serhat Kaya:
“Ben başka hayatlara bakarken kendi insanımı arıyorum.”


Hikâyenin Değiştiği, İnsanın Kaldığı Yerde
Serhat Kaya ile Roman, Tarih ve İnsan Üzerine

Bir romancının dünyasını anlamanın yolu, kitaplarının geçtiği yerlere bakmak kadar, o yerlerden ne getirdiğine bakmaktan da geçiyor. Serhat Kaya’nın romanları bu açıdan geniş bir harita çıkarıyor karşımıza. Mardin’den İran’a, Avrupa tarihinin farklı dönemlerinden bugünün insanına uzanan hikâyelerde coğrafya sürekli değişiyor; insanın korkuları, arzuları, kayıpları, seçimleri ise anlatının merkezinde kalıyor. Kaya’nın romanlarında tarih de bu yüzden arka planda duran bir dekor gibi işlemiyor. Tarihin içinden bir insan seçiliyor, onun evine giriliyor, hayatının nasıl değiştiğine bakılıyor. Büyük olayların gürültüsü azalınca geride kalan insanın sesi duyuluyor.

Onunla konuşurken romanlarından çok, romanları kuran zihnin peşine düşmek istedik. Başka ülkelerde geçen hikâyelerin ardındaki merakı, tarih ile kurduğu ilişkiyi, karakterleriyle arasındaki mesafeyi, çağın insanına bakışını, edebiyatın hayat karşısındaki yerini konuştuk. Ortaya, kitaplarını anlatmaktan çok bir romancının dünyasını açan bir sohbet çıktı.


Haber-Söyleşi: Merve Ceren Uğurlu

Romanlarınızda birbirinden uzak coğrafyalara gidiyorsunuz. Mardin’den İran’a, Avrupa tarihinin farklı dönemlerine uzanan bu yolculuğunuz nasıl başlıyor?

Hikâyenin nereye ihtiyacı varsa oraya gidiyorum. Bir yerde karşıma çıkan mesele, başka bir coğrafyada daha güçlü bir hikâyeye dönüşebiliyor. Haritadan çok insan ilgimi çekiyor. Coğrafyayı değiştiriyorum, insanı aramaya devam ediyorum.

Başka bir ülkenin insanını yazmak nasıl bir hazırlık gerektiriyor?

Önce o dünyayı öğrenmek gerekiyor. Fakat araştırma bir noktadan sonra yetmiyor; insanın gündelik hayatına yaklaşmanız gerekiyor. Nasıl yaşadığını, neye kızdığını, evinde nasıl sustuğunu, korktuğunda ne yaptığını anlamaya çalışıyorum. Bir karakteri gerçekten gördüğümde ardındaki ülke de gerçeklikleriyle beraber daha net görünmeye başlıyor.

“Tarihin büyük olaylarından çok, bir evin içinde bıraktığı izi merak ediyorum.”

Tarih romanlarınızda önemli bir yere sahip. Tarihle ilişkinizi nasıl tarif edersiniz?

Tarihi okumayı seviyorum ama romancı olarak ilgilendiğim yer tarih bilgisinin kendisi olmuyor. Bir savaş çıkıyor, bir rejim değişiyor, bir hükümdar ölüyor; bütün bunların ardından insanların hayatında neler olduğunu merak ediyorum. Bir annenin çocuğuna ne söylediği, bir adamın eve döndüğünde ne gördüğü benim için daha güçlü bir hikâye taşıyor.

Yani tarihin büyük sayfalarından insanın küçük hayatına iniyorsunuz.

Evet. Büyük olaylar insanın hayatına çok küçük kapılardan giriyor. Bir haberle, bir kayıpla, evdeki bir sessizlikle… Tarihin gerçek ağırlığını oralarda hissediyorum. Bir dönemi anlamanın yollarından biri de o dönemde yaşayan tek bir insanın hayatına yakından bakmak olabiliyor.

“Bir karakterin planımı bozması hoşuma gidiyor.”

Yazarken karakterlerin kaderini baştan belirliyor musunuz?

Hikâyenin genel yönünü biliyorum ama karakterlerin her adımını bilmiyorum. Yazdıkça onların başka tarafları ortaya çıkıyor. İlk düşündüğüm karakterle romanın sonunda karşılaştığım karakter arasında ciddi farklar oluşabiliyor. Bir karakterin planımı bozması hoşuma gidiyor. Bu nüans, kurguyu gerçeğe yaklaştırmanın en ideal yollarından bir tanesidir bence.

Bu, yazarı biraz da okur hâline getiriyor sanırım.

Kesinlikle. Bazen bir sahneyi yazarken sonrasında ne olacağını ben de merak ediyorum. Her şeyi önceden bilirsem yazma heyecanım azalabilir. Romanın içinde bana kapalı kalan bir alanın bulunması zihnimle birlikte ruhuma da iyi geliyor.

“İnsanları kolayca hükme bağladığımızda hikâyeleri yarım bırakıyoruz.”

Karakterlerinizde iyi ve kötü ayrımı oldukça geçirgen. Bunun sizin insan anlayışınızla ilgisi var mı?

Elbette. Hayatta da insanı tek bir davranışıyla açıklayamıyoruz. Birinin yaptığı yanlış, onun bütün hayatını anlatmaya yetmiyor. Aynı şekilde iyi bir davranış da insanı bütünüyle temize çıkarmıyor. Romanın bana verdiği özgürlük, insanı bu karmaşıklığıyla gösterebilmek.

Bir karakterin hatasını yazarken ona karşı mesafenizi koruyabiliyor musunuz?

Bu kolay değil fakat yine de korumaya çalışıyorum. Sevdiğim bir karakterin yanlışını saklamadan, okurun karakter hakkında kendi kararını vermesini daha doğru buluyorum. Çünkü bir yazar, karakterlerini savunmaya başladığında hikâyenin anlatı alanı da daralabiliyor.

“İnsanın hayatını değiştiren şey çoğu zaman büyük bir olayın kendisi olmuyor.”

Romanlarınızda büyük tarihsel olayların yanında çok sıradan anlar da güçlü bir yer tutuyor.

Çünkü hayat oralarda, sizin de işaret ettiğiniz gibi, çok sıradan anlarda yaşanıyor. Bir insanın hayatı tek bir büyük kararla değişmiyor her zaman. Söylenmeyen bir cümle, açılmayan bir kapı, ertelenen bir telefon yıllar sonra dönüp karşınıza çıkabiliyor. Bu küçük kırılmaları çok önemsiyorum.

Bu ayrıntılar karakterleri daha gerçek mi kılıyor?

Karakterin nefes aldığı yer orası. İnsan sadece büyük acılardan, büyük sevinçlerden oluşmuyor. Sabah ne yaptığı, kime nasıl baktığı, evinde hangi eşyaya dokunduğu bile onun hakkında bir şey söylüyor. Romanı kurarken bu ayrıntılar bana yol gösteriyor.

Bugünün insanına baktığınızda sizi en fazla düşündüren şey ne?

Sürekli bir hareket hâlindeyiz. İnsan durduğu anda geride bıraktığı şeylerle karşılaşacakmış gibi yaşıyor. Bu yüzden herkesin meşgul olduğu ama kendi hayatına yeterince bakamadığı bir dönemden geçtiğimizi düşünüyorum.

Bu çağın gürültüsü romancının işini zorlaştırıyor mu?

Gürültü her dönemde vardı, şimdi biçimi değişti. İnsan aynı anda çok fazla şeye maruz kalıyor. Romancının işi bunların hepsini anlatmak değil muhakkak; insanın içinde bunlardan geriye ne kaldığını bulmak daha anlamlı bir yazma alanı. Benim ilgimi çeken taraf bu.

“Bir insanın acısını anlatmak, onun hayatını acıdan ibaret görmek anlamına gelmiyor.”

Romanlarınızda ağır hayatlar yaşayan karakterlerle karşılaşıyoruz. Acıya yaklaşımınız nasıl?

Acı da tatlı gibi, istesek de istemesek de hayat sofrasının değişmez tatlarından biri. Acının kendisinden çok, insanın onunla ne yaptığı ilgimi çekiyor. Aynı şeyi yaşayan iki insan birbirinden tamamen farklı bir yere gidebiliyor. Biri susuyor, biri öfkeleniyor, biri hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor. Karakteri asıl kuran şeylerden biri de bu değişen tepkilerdir.

“Romanın cevaptan çok, insanın içinde kalan soruyla ilgisi var.”

Edebiyatın okur üzerinde nasıl bir etkisi olmasını bekliyorsunuz?

Okurun kitabı kapattıktan sonra düşünmeye devam etme halini seviyorum. Bir karaktere kızmışsa neden kızdığını, bir sahne onu etkilemişse bunun kendi hayatında nereye dokunduğunu düşünebilir. Kitap bittikten sonra zihinde devam eden bir şey varsa edebiyat orada işini yapmıştır.

Toplumsal değişim açısından edebiyatın hâlâ gücü olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir romanın toplum üzerinde doğrudan bir düğmeye basacağını düşünmüyorum. Fakat bir insanın başka bir insana bakışını değiştirebilir. Bazı uçlardaki aşırılıkları törpüleyebilir. Edebiyatın gücü biraz buralarda zaten; bir insanın bakışı değiştiğinde, dünyayla kurduğu ilişki de değişmeye başlıyor.

“Yazarın sesi, kendi sorularından kaçamadığı yerde ortaya çıkıyor.”

Bugünün romancıları arasında sizi farklı bir yerde tutan şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Bunu kendim için söylemek zor. Ben yazarken böyle bir hesap yapmıyorum. Başka yazarlarla yarışmak yerine kendi merakımın peşinden gitmeye çalışıyorum. Bir romancının sesi, sanırım uzun süre uğraştığı sorulardan ortaya çıkıyor.

Sizin sorularınız yıllar içinde değişti mi?

Soruların biçimi değişti, lâkin özü çok değişmedi. İnsan neden böyle davranıyor, geçmiş hayatımıza ne yapıyor, bir seçim bizi ne kadar değiştiriyor… Hâlâ bunların çevresinde dolaşıyorum ve her yeni romanım bana başka bir kapı açıyor.

“Bir roman bittiğinde yazarın elinden çıkıp okurun hayatına giriyor.”

Kitap yayımlandıktan sonra yazarın söz hakkı sona eriyor mu?

Bir anlamda evet. Kitap okurun eline geçtiği anda onun hayatından parçalar taşımaya başlıyor. Aynı sahnenin iki farklı okurda bambaşka duygular uyandırması çok doğal. Ben bunu edebiyatın zenginliği olarak görüyorum.
 
Bugüne kadar yazdığınız romanlara birlikte baktığınızda hepsinin altında ortak bir cümle görüyor musunuz?

Sanırım hüküm veren bir cümle yok ama bir soru var: İnsan kendisine verilen hayatla ne yapıyor? Her romanda başka bir karakter bu soruya başka bir cevap veriyor. Kimi kaçıyor, kimi kalıyor, kimi direniyor, kimi de yaptığı seçimin sonucuyla çok sonra karşılaşıyor.

Siz bu sorunun cevabını buldunuz mu?

Hayır. Eğer bulmuş olsaydım roman yazmak için bu kadar büyük ve geçerli sebebim kalmazdı. Yazmak biraz da bilmediğiniz bir şeyin etrafında uzun süre dolaşmak gibi. Ben hâlâ insanı anlamaya çalışıyorum.

Serhat Kaya ile yapılan söyleşimizin ardından geriye ilk olarak geniş bir coğrafya duygusu kaldı. Fakat birkaç soru sonra o coğrafyanın değişmesinin hikâyenin özünü değiştirmediğini anlıyoruz. Mardin, İran, Avrupa’nın tarihsel kırılmaları… Yerler birbirinden uzaklaşıyor, diğer taraftan insanın içindeki meseleler birbirine yaklaşıyor. Kaya’nın romancılığında tarihin ayrı bir ağırlığı var. Geçmişi bugünden koparıp anlatmıyor; geçmişin bugünün insanında bıraktığı tortuyla ilgileniyor. Büyük olayların içinden tek bir hayat seçiyor. Sonra o hayatın içindeki küçük bir ayrıntının, koca bir dönemin ruhunu bütünüyle nasıl taşıyabildiğini gösteriyor.

Söyleşide en çok dikkat çeken taraflardan biri de karakterlere yaklaşımıydı. Onları açıklamak, savunmak ya da bir sonuca götürmek yerine kendi yollarını bulmalarına izin veriyor. Bu tavır, romanlarının insan tarafını güçlendiriyor. Okur, karakterle aynı fikirde olmak zorunda kalmadan onun yanında yürüyebiliyor. Galiba Serhat Kaya’nın edebiyattaki yerini tarif etmek için en doğru nokta da burada duruyor: O, farklı zamanların ve coğrafyaların hikâyelerini anlatırken insanın değişmeyen taraflarının da peşine düşüyor. Tarihi bugüne, uzak bir coğrafyayı okurun kendi hayatına yaklaştırıyor. Söyleşinin sonunda söylediği bir cümle ise bütün bu roman dünyasının kapısını aralıyor: “İnsan kendisine verilen hayatla ne yapıyor?”

Kaya’nın romanları bu soruya hazır bir cevap vermiyor. Her kitapta başka bir karakter üzerinden, fakat bu çağın insanlarını o sorunun karşısına oturtuyor aslında. Onun romanları, okurun elinde su gibi akıp giderken, finale gelindiğinde belki hikâye bitiyor ama insanın kendine sorduğu sorular yine kalıyor. İşte bu, Serhat Kaya’yı çağdaşlarından ayıran en belirgin özelliği.
 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Açıklama Az Önce Geldi Tüm Türkiye İçin Hayati Uyarı
Marmara Denizi ve İstanbul'da etkisini gösteren şiddetli lodos sebebiyle İDO'nun tüm iç hat seferleri ve saat 07.10'da Bostancı-Kartal-Yalova ile 07.45'te Bandırma-Yeni kapı-Bostancı deniz otobüsü seferleri iptal edilmiştir.
20.09.2016
Bağcılar Kabataş Tramvay Seferleri Normale Döndü
İstanbul Güngören'de tranvay frenlerinde yaşanan bir sıkıntıdan dolayı raydan çıktı duran tramvay seferleri,gerekli bakım çalışması peşinden tekrar dan aktif durumda.
23.08.2016
​Marmaris Emlak ile Güven Derdine Son
​Marmaris Emlak ile Güven Derdine Son
21.02.2017
HDP'ye milletvekillerine yönelik operasyon!
Cumhuriyet Başsavcılık tarafından yürütülen terör soruşturmaları kapsamında HDP'li milletvekillerine operasyon başlatıldı.
04.11.2016
Medikal Onkoloji Nedir Ve Hangi Tedavileri Kapsar?
Medikal Onkoloji Nedir Ve Hangi Tedavileri Kapsar?
04.03.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan Sürpriz Ziyaret Gerçekleştirdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişim sırasında şehit olan Hüseyin Kısa'nın ailesini ziyaret yaptı.
21.08.2016
09 KASıM 2016 TARIHI ŞANS TOPU ÇEKILIş SONUCU!
HANDE YENER ESTETIK OPERASYON YAPTıRDı
TOPLAM 872 BIN METREKARE ARSA SATışA çıKARıLDı
VICDANSıZ BIR ANNE BEBEğINI ÇöPE ATTı!
İşTE DEFNE SAMYELI'NIN SARışıN HALI
KOCAELI, ANKARA VE BURSA'DA FETÖ/PDY OPERASYONU
RONALDO ÇOşTU
5. SıNıFTA ARTıK DERS YOK
TFF BEşIKTAş HAKKıNDA NE SöYLEDI
AVOKADO DEYIP GEçME FAYDASı SAYMAKLA BITMIYOR
PARAMPARçA YENI SEZON DA YINE ŞAşıRTTı
KıRGıN ÇIçEKLER REKOR KıRMAYA DEVAM EDIYOR
GAZETE MANŞETLERİ